19 Ağustos 2011 Cuma

Bir Aşkın Katiliydin Sen...‏

Mutlu olmak istedim ben sadece. Seninle ve mutlu olmak istedim. Sensiz mutlu olmamın imkanı yoktu sanki. Öyle çok sevdim ki seni, sen olmazsan gülemem, sen olmazsan yaşamayı sevemem gibi gelmişti. Oysa çok sevmek yetmiyormuş mutlu olmak için. Artık mutlu musun onu da bilmiyorum.. Bilsem de ne değişir ki sanki. İnsanoğlu bir yerde meraklı işte... Senin mutluluğun benim sevincimdir sevgilim! diyenlere de özenmedim hiç. Hatta kahpece buldum bu deyimi. Erkek adam sevdiğini paylaşmaz, kıskanır dedim. Ben yoksam hayatında, şayet istemiyorsa beni yaşamında beter olsun dedim tüm nefretimle. İkimizin mutluluğuna şahit tüm arkadaşlarım beni görünce yollarını değiştirdiler. Onlar bile senin yerine utandı sanki benden...Ben seni senden nefret edebilecek kadar çok sevdim, başkasının yanında uyanmana sevinecek kadar değil...Bilirsin duygusalım, ota boka üzülürüm oldum olası. Her dinlediğim şarkıda, her ayrılık hikayesinde bir kez daha parçalandı yırtıldı yüreğim. Hepmi acı bıraktın bana tabiki hayır! En güzel kıyağın gençliğimin katili; bir çuval dolusu tecrübeyi erzak olarak bıraktın bana. Yaz, kış kullanıyorum eksik olma...
Ne demiş şair ‎''Dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır.''diye bir şey yok, dönecek! Bir katil olay mahaline mutlaka geri döner ..Dönme lan benim olay mahallime dönme otopsi çoktan yapıldı bırak nur içinde yaşlanayım. Abilerimden, ablalarımdan, anamdan, babamdan sözüne itimat ettiğim ne kadar zat-ı muhterem varsa hepsinden ufaklığımdan buyana çok kez işittiğim bir öğüt vardı; "Herşey kadarında güzeldir. Fazla sevme yanarsın." 
Kimi zaman ağlamaktan yorulmuş gözlerimi kısarak haklıydınız diyorum şimdi onlara iç çekerek. Öyle ya; Bir insanı kaybetmek istiyorsan çok çok sevecekmişsin, kendiliğinden siktir olup giderlermiş zaten! Kapak niyetine teselli bulduğum cümlelere rast geldiğimde bir yerlerde rahatlıyorum nispeten. Diyorum ki yüreği tek yanan ben değilmişim. Ortak oluyorum acılarına, şarkılarına, şiirlerine...Kırılırsın diye sesimi bile yükseltmemiştim sana hiç. Şimdilerde ise küfürbaz oldum. İnsanların değişmeyeceğine inanıyorsan sende bir gün terk edilmeyi dene %100 çalışıyor. O günden beri çok değiştim, hiçbir şey eskisi gibi değil hiçbir şey. Eski benden kalan tek şey hıncım... Sayende hemcinslerine bile potansiyel cani olarak bakan ben yarından büyük şeyler beklemiyorum artık. Güzel kalçaların, sütun bacakların, alımlı gözlerin senin olsun. Ben huzur istiyorum...Senin gibi vefasız, umarsız, sinsi tüm kadınlara ithaf ediyorum lanetimi bu gece...Sana da veda ve cinsellik içeren son sözümü söylüyorum; S.KTİR GİT hayallerimden...

9 Ocak 2011 Pazar

Her Kulaçta Daha Huzurlu Bir Deniz...

Sıradan bir gündü...Ona rastladım...
İsmini bilmediğim ama yüreğinin sesini duyabildiğim bir şeydi...
Benden bir şeyler var onda dedim..
Neler olup bittiğini anlamam gerekiyordu...
İnatçılığımla bu kez gurur duyuyordum...
Ürktüğünden değil, yalnızlığa göğüs gerebildiği için ulaşamıyordum ona...
Uzattı elini...Merhaba dedi...
O sabırsızlıkla beklediğim tılsımına giden kapıyı araladı...O anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi...2 kişi anlatıyormuş gibi görünse de aslında 1 ruh ifade ediyordu kendini...Virgülünü koyup nefes alırken O, devam edip noktasını koyan ben oluyordum...Bazen de tam aksi....
Şaire hak verircesine; "Üzerindekiler bana yabancı değil, suratındaki yaralar, karalar, kirler bana birisini hatırlatıyorsun küçüğüm" diyordum içimden...
Gözlerim gözlerinde, hiç bıkmayan bir dinleyiciydim o an...Ağzından çıkan her cümleyi beynime kazıyordum...Özlemlerinden, nasıl yaşadığından, meraklarından, umutlarından söz ettikçe hem içerledim, hem daha çok sevdim onu...
Hava yine kararmıştı....Yalnızlıktan her gece kahrolan ben o gece hiç yalnız kalmadım..Sevdiğim her şeyde ondan izler vardı...Dağınık olan düşlerimi topluyordum tatlı tatlı anlatırken...İçimden hep "Nasılsın görüşmeyeli" demek geliyordu...Hiç yabancı  değildi ki bana...
O kadar duru ve berraktı ki yüreği...Üzmüşlerdi O'nu..İncitmişlerdi...Sızısını yüreğimde hissederken boynumu da eğiyordum...Ben incitmişim gibi, ben utandım incinmişliklerinden...Haklıydı, çok haklıydı...Güzel gözlerine hak etmediği şekilde kondurmuşlardı gözyaşlarını...
Her şeye rağmen bir kartal kadar güçlü ve hakimdi kendisine...Yaşamak için savaşıyordu...Hala gülebiliyordu.Saygıdan başka bir şeyi de hak etmiyordu zaten...
Nasıl bu kadar yüreğini geniş ve ferah tutup, tüm kötülükleri derinliğinde boğabiliyor diye düşündüm...Bir şeylerden esinlenmiş olmalı dedim...Bir mucizeye benziyordu ama çıkartamıyordum bir  türlü...Büyüsü o kadar büyük bir alanı kaplıyordu ki, ona benzetme bulmak ta zordu aslında...Sonra adını söyledi bana;
"Deniz"...
Evet dedim Evet! Adı "Deniz" Olmalıydı zaten...
Mavi bir huzurdu O..Adının hakkını verircesine...
Her kulaçta daha huzurlu bir "Deniz"
Gün batmış yada doğmuş..Onunlayken bir manası yoktu bunun...
Kelimeler yetmiyordu onu yazmaya..
Çocukluğumda mavi bir masal isterdim annemden uyumadan önce...Anlatırdı uyurdum sessizce...
Onun anlatması için masala ihtiyacı yoktu...Elini yanağına koyup yandan bakması da kafiydi...
Hiç susmasın istedim, hep konuşsun...
Huzura o kadar açmışım ki...Bütün gece iliklerime kadar işledi ruhunun nuru...
Benimkisi gibi hazin bir öyküydü onunkisi de...Bir şehir yakınımda, sızıma kardeş bir yürekti "O"...Masum ve sevilesi bir yürek...
Adının "Deniz" olduğunu bilsem de, yüreğim O'na hala bir isim koyamadı...Şuan huzuruyla hevesli hevesli yeşeriyor sadece..
Onu kaybetmeyi hiç istemiyorum, hiç...İçimin mavisi onun okyanusundan çünkü...
Her şeyin en güzelini hak ediyor "O"...Hak ettiklerini bir bir alacak yaşamdan biliyorum..
Bilmediğim tek bir şey var...O da; yeşeren yüreğimin bir yandan kıvranıp duruyor olduğu...Ufak bir pencerenin içinde...Deniz'in yüreği kadar ufacık...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Saygıdan Mabede...

Yaşın kadar geçtiysen sevgiden vardır bildiklerin elbet...


Kırmışlarsa kalbini, yıpratmışlarsa beynini senden giden kadar yanına kar kalanlarda vardır...


Başıma gelmesi imkansız dediğin şeyler yaşamadın mı hiç?


Zaman ilaçtır diyenlere senin tuzun kuru sitemlerini edip sancın bitince hak vermedin mi?
Bu kadarı bana ağır kaldıramam derken, sayfayı çevirdiğin her gün omuzların hafiflemedi mi?


Uğruna ölürüm dedin ve öldün mü?
Hani onsuz yapamazdın, hani bir ömür böyle geçmezdi?


Şimdi söyle; kim yalancı, kim yabancı?


Aslında yok yalancı yada yabancı... Emeğin ve alışkanlıkların 'uğruna ölürüm' iddiasını koyar ortaya. Aşk mı, Sevgi mi? Issız bir adaya düşersen yanına alacağın 3 şey saçmalığından farkı yok bu tercihin... Saygına sahip çık yeter...Sayarsan, tapıyorsun, bırakamıyorsun...Hem zamanla birbirimizi tanırız opsiyonu da yok bu yolda...Aklın başına ilk geldiğinde büyük bir ihtimalle Allah'ı öğretmişlerdir sana..İlk ve en çok saygı duyduğun varlık o olmalı. Kaç kere gördün, kaç kere işini gördü ya da aynı eve çıktın mı 'O'nunla? Her şeye hayır diyeceğine neden 'O' na saygı duyduğunu söyle! Aşık mı oldun, sevdin mi?  Çünkü öyle öğrettiler sana, 'O' nun yaptığı işleri anlattılar sana, hayran kaldın, taptın!


Kadınına da böyle bak ama bu sefer yaşadıkların öğretsin sana bişeyler.. Farz et ki aklın  başına yeni geldi...Aşık da birgün sırtını döner, sevende...Sen en iyisi saygı duyduğunun peşini bırakma...Onun yaptığı işlere bak hayranlıkla, hem bu sefer aynı eve de çıkabilirsin bak...Allah'a tapar gibi tap ona!


Yaşın kadar geçtiysen sevgiden vardır bildiklerin elbet.... 

28 Nisan 2010 Çarşamba

İntikam Bana Göre Doğrudur!

İntikam soğuk yenen bir yemektir derler ya hani...Doğru soğuk yenir..Zeytinyağlı barbunya pilaki gibi servisten önce bir müddet bekletmeli..Aksi takdirde hazırlayanın midesine oturuverir aman dikkat!
Ya da adana usulü çiğ köfte gibi yoğurmalı nefretini en iyisi, bol acılısından oturdu mu tam oturmalı.

Adalet yahut kısasa kısas sloganıyla yola çıkar intikama sahip çıkan...Peki suç mudur intikam istemek, günah mıdır, adil midir, bırak Allah'ından bulsun mudur? Yok yok! soruları ve cevapları umrunda olmamalı, benden ne aldıysan 5 kere geri almadan ellerim yakanda diyebilmeli! İsyan argosundan itinayla seçip sonunu, İntikamım acı olacak diyerek işe koyulmalı...

Acıttılarsa canını bir şekilde, bu soğuk mezeden kati suretle ısmarlanmalı ihanetin bekçisine..Bedelini sömürmeye müteakip bugünleri gösterene şükür etmeli tövbeden gelmeden..Geriye vicdanınla karşılıklı bir türk kahvesi keyfi çatıp artıkları toplamak kalmalı..

Önemli Not: Lütfen soğuk yeyiniz, ara sıcak tavsiye edilmez!

6 Şubat 2010 Cumartesi

Dingin ve Hükümsüz...

Rüzgar ekip fırtına biçtiğide oldu, nadasa kaldığı zamanlarıda...Sergüzeştlerinden mütevellit, her günden arta kalan yeni bir nasihatdir artık kendisine...

20 Ocak 2010 Çarşamba

Büyük Ayrıcalık...

SEN'i sevmek bir ayrıcalık mıdır?

Soruya soru soralım o halde. 
Ayrıcalık nedir?
Sözlük anlamı itibariyle 'diğerlerinden ayrı veya farklı olma durumu' gibi bişeyler...
Peki neden ayrıcalık tanınır birileri tarafından birilerine?
Buda benzer bişey..O birisi diğer birisi için fark yaratmıştır, ona somut yada soyut birşeyler vermiş yada aktarmıştır... Bir nevi alışveriş gerçekleşmiştir... Gönül alışverişi. Bundandır ki; ayrıcalık tanıyan kişi, ayrıcalık tanıdığı kişiyi el üstünde tutar, sığdıramaz bir yere, sakınır, üzerine titrer. 
Dünya için sıradan, senin için sıradan, caddelerde, sokaklarda bilimum mekanlarda kim olduğu hakkında en ufak fikrimin olmadığı bir çok insandan biri iken, neden sana ayrıcalık tanıyorum ki? 

Hayattaki en zor soruyu şuan kendime soruyorum;

Niye 'SEN'? 

1 dk bile aklımdan çıkmıyorsan,
Zifiri karanlık gecelerde sessizlik çığlık atarken, seni düşünmek, kulaklarımı tıkayıp bağrışlara tepkisiz kalmamı sağlıyor ve huzur bahşediyorsan,
Birbirini takip eden yalnız gecelerin sabahında, omzumda başını, göğüslerimde yumuk ellerini, burnumda saçlarının kokusunu duymayı hayal ediyorsam,
Gözlerimi açtığımda aklıma gelen ilk şey sensen,

Neden sana ayrıcalık tanımayayım?

Umudu gözlerinde yakalamışken, yıldız gibi parlayan gözlerin ruhuma yol göstermişken kutup yıldızı misali,
Bütün sevimli renkler; sarısından pembesine kadar seni hatırlatıyorsa bana,
Bazen çekilmez olan zamana ilaç sensen,
Bir kızım olsun adı da 'TUTKU' olsun, kızıma her baktığımda da annesine olan tutkuma sadık kalayım diye iç geçirip özenirken hayallerime, kafamdaki katışıksız Anne sana çok benziyorsa,

Neden sana ayrıcalık tanımayayım?

Neden SEN'i Seviyorum diye haykırmayayım?

Seninleyken tek düşmanım var o da hoyratça geçen zaman...Yanında geçiremediğim, senden uzakta hergünüme yas tutuyorum...

Çıkarsızca ve sınırsızca sevmenin üzerine bahis yaptım...Kendimi koydum ortaya....Kumar günah ya hani! En büyük kumarı en büyük günahı senin üzerine oynadım o halde değil mi? Kaybedersem kumarbaz olurum, kazanırsam bir kumardan ve günahtan helal çıkartan ilk müslüman... 

Helal ol, helalim ol...Bana meşru olan yüreğinden, bedeninden her gün bir lokma ver şükretmek en büyük ibadetim olsun...Aynı nefesi paylaşacağım evimiz mabetim, kapımı açıp boynuma atlayan 'Sen' ibadetim ol...Duygularım yoğunluğundan boğazıma düğümlenmişken Yüce Allah'ın affına ve şefkatine sığınıyorum. Çünkü ben sadece Allah'a değil onun Meleklerinden birisine de tapıyorum...

17 Ocak 2010 Pazar

Çok Özlüyorum...


İşimi yaparken bazen masamdan kalkıyorum...  


Şöyle uzun bir koridorumuz var bir tarafı duvar, bir tarafı baştan sona cam. Okullardaki derslikler gibi...  


Sonra kabaca yönümü buluyorum ve evet diyorum Sevdiğim şu tarafta, biraz uzakta. Bakıyorum da bakıyorum!  


Bir de sigara yakıyorum yanına. Sigaramın külü bazen yerdeki mermer taşlarının üzerine dökülüveriyor parmağımla karışık...Öyle derin derin düşününce dalıyorum demekki. Ayağımla sürtüveriyorum külü kim anlayacak ki?  


Duman içeriyi boğmasın diye camı araladığımda yüzüme o soğuk esinti çarpıyor. Azıcık üşüsemde senin ufkundan geldiğini biliyorum ya tınlamıyorum... Dedim ya yönümü bulup sana karşı duruyorum.  


Basıyorum kültablasına dibine gelmeden sigaramı. İzmaritin canını çıkarıyorum yokluğunun suçlusu atfederek!  


Tertemiz bir hava... Soğuk ama temiz... Derin bir nefes çekerken nurlu kokunu kanıksıyorum gözlerim kapalı hayal ederek... Üşümem geçiyor ama yüreğime çivi batmış gibi hissediyorum aynı zamanda... Seni çok özlüyorum, her dakika hatta her an seni düşünüyor sana yanıyorum... 


Uf oldu yüreğim 'Minik Annem' öpte geçsin...