9 Ocak 2011 Pazar

Her Kulaçta Daha Huzurlu Bir Deniz...

Sıradan bir gündü...Ona rastladım...
İsmini bilmediğim ama yüreğinin sesini duyabildiğim bir şeydi...
Benden bir şeyler var onda dedim..
Neler olup bittiğini anlamam gerekiyordu...
İnatçılığımla bu kez gurur duyuyordum...
Ürktüğünden değil, yalnızlığa göğüs gerebildiği için ulaşamıyordum ona...
Uzattı elini...Merhaba dedi...
O sabırsızlıkla beklediğim tılsımına giden kapıyı araladı...O anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi...2 kişi anlatıyormuş gibi görünse de aslında 1 ruh ifade ediyordu kendini...Virgülünü koyup nefes alırken O, devam edip noktasını koyan ben oluyordum...Bazen de tam aksi....
Şaire hak verircesine; "Üzerindekiler bana yabancı değil, suratındaki yaralar, karalar, kirler bana birisini hatırlatıyorsun küçüğüm" diyordum içimden...
Gözlerim gözlerinde, hiç bıkmayan bir dinleyiciydim o an...Ağzından çıkan her cümleyi beynime kazıyordum...Özlemlerinden, nasıl yaşadığından, meraklarından, umutlarından söz ettikçe hem içerledim, hem daha çok sevdim onu...
Hava yine kararmıştı....Yalnızlıktan her gece kahrolan ben o gece hiç yalnız kalmadım..Sevdiğim her şeyde ondan izler vardı...Dağınık olan düşlerimi topluyordum tatlı tatlı anlatırken...İçimden hep "Nasılsın görüşmeyeli" demek geliyordu...Hiç yabancı  değildi ki bana...
O kadar duru ve berraktı ki yüreği...Üzmüşlerdi O'nu..İncitmişlerdi...Sızısını yüreğimde hissederken boynumu da eğiyordum...Ben incitmişim gibi, ben utandım incinmişliklerinden...Haklıydı, çok haklıydı...Güzel gözlerine hak etmediği şekilde kondurmuşlardı gözyaşlarını...
Her şeye rağmen bir kartal kadar güçlü ve hakimdi kendisine...Yaşamak için savaşıyordu...Hala gülebiliyordu.Saygıdan başka bir şeyi de hak etmiyordu zaten...
Nasıl bu kadar yüreğini geniş ve ferah tutup, tüm kötülükleri derinliğinde boğabiliyor diye düşündüm...Bir şeylerden esinlenmiş olmalı dedim...Bir mucizeye benziyordu ama çıkartamıyordum bir  türlü...Büyüsü o kadar büyük bir alanı kaplıyordu ki, ona benzetme bulmak ta zordu aslında...Sonra adını söyledi bana;
"Deniz"...
Evet dedim Evet! Adı "Deniz" Olmalıydı zaten...
Mavi bir huzurdu O..Adının hakkını verircesine...
Her kulaçta daha huzurlu bir "Deniz"
Gün batmış yada doğmuş..Onunlayken bir manası yoktu bunun...
Kelimeler yetmiyordu onu yazmaya..
Çocukluğumda mavi bir masal isterdim annemden uyumadan önce...Anlatırdı uyurdum sessizce...
Onun anlatması için masala ihtiyacı yoktu...Elini yanağına koyup yandan bakması da kafiydi...
Hiç susmasın istedim, hep konuşsun...
Huzura o kadar açmışım ki...Bütün gece iliklerime kadar işledi ruhunun nuru...
Benimkisi gibi hazin bir öyküydü onunkisi de...Bir şehir yakınımda, sızıma kardeş bir yürekti "O"...Masum ve sevilesi bir yürek...
Adının "Deniz" olduğunu bilsem de, yüreğim O'na hala bir isim koyamadı...Şuan huzuruyla hevesli hevesli yeşeriyor sadece..
Onu kaybetmeyi hiç istemiyorum, hiç...İçimin mavisi onun okyanusundan çünkü...
Her şeyin en güzelini hak ediyor "O"...Hak ettiklerini bir bir alacak yaşamdan biliyorum..
Bilmediğim tek bir şey var...O da; yeşeren yüreğimin bir yandan kıvranıp duruyor olduğu...Ufak bir pencerenin içinde...Deniz'in yüreği kadar ufacık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder